Bu aleme girişim, gördüğüm bir boşluğu kapatmak ihtiyacı üzerine doğdu. Baktım, gördüm herkes futbolun güzel tarafına odaklanmış, işin pis taraflarıyla uğraşanları küçümser hale gelmiş, piyasa yeni bir nefes arayışında... "E benim de bu gençlere verecek bir cevabım olmalı" dedim.
Benim cevabım nedir?Hem güzel görünüp hem de pis işleri yapabilmekti benim cevabım. Peki ya pis olan nedir? Pis olan Hıncal Uluç gibi eleştirmektir, Rijkaard'ı 3-5 gol atan takımın başındayken eleştirmektir, Lucescu'yu aslında Türkler'in bir daha göremeyeceği bir düzende top oynatırken itin kıçına sokmaktır. Bunu diğer ikinci sınıf spor yorumcuları da yaparken Hıncal'ın onlardan farkı eleştirilerini kendince temellendirmesidir. Ancak Hıncal'ın da eksik kaldığı nokta güzelcilere hitap edememesidir.
Sürekli küçümsediğimiz alt sınıfa ait olarak gördüğümüz(ki ben buna katılıyorum) Ziya Şengül gibi, Gökmen Özdenak gibi, Serhat Ulueren gibi, Bilgin Gökberk gibi adamların yaptığı "eleştiri" olayını Hıncal'ın yaptığı gibi kendimce temellendirerek ancak yine Hıncal'ın yapamadığı gibi güzelcilere hitab ederek yapmaya çalışacağım.
Özetle benim olayım ise pis tarafın söylemek istediklerini güzel tarafın dinlemek istediği gibi yorumlayarak birşeyler yazmak.
Peki neler neleri konu alacağım?

En büyük kaynağım, kesinlikle Türk futbolundaki sorunlar olacak. Eleştirirken burdaki sorunlara belirli yönlerden eğilerek balacağım. Genel olarak Avrupa, Amerika insanıyla bizi karşılaştırırken futbolumuza bu farklılıkların nasıl sorun olarak yansıdığından bahsedeceğim.
Sonuç
"Güzel futbol"cular, batının güzel futbolunu neden bir türlü yakalayamadığımızı bir de burdan takip etmelisiniz.
Şimdilik sağlıcakla kalın.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder